Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - Internet Store and Ecommerce Solution Provider - High Speed Internet
Search the Web
KAYISI DUNYASI

KAYISI DUNYASI

ANASAYFA KAYISI DUNYASI RESIMLERIN DILI ILETISIM LINK SAYFASI KAYISI RESIMLERI KAYISIMIZ

MALATYA VE BATTALGAZI HAKKINDA

VE İSTE KAYISINI TEK VATANI OLAN MALATYA KAKKINDA KISA KISA BİLGİ VE RESİMLER ...

BATTALGAZI MEYDANI

MALATYA VİDEOLARI

KANLI KUMBET

 MALATYA TARIHI

MALATYA ADININ ASLI

Günümüzden 3000 yıl önce bu topraklarda ilk kenti kuran Hititler, buraya "meyve bahçesi" anlamına gelen "Maldiye" adını vermişlerdir.Bu kelime, Asurlular ve Urartular dilinde "Maldiya", "Melitea", "Melid", "Melide", "Meliddu" ve kimi zamanlarda da "Melita" olarak anılmıştır.Romalılar ise, önce "Melita", daha sonra da "Melitene" demişlerdir. Başka bir kaynak, "Melitene" adının Hititçe'de "bal, tatlı, tatlılaşmak" anlamına geldiğini yazmaktadır. Müslüman Araplar ise, kenti "Malatiye" diye anmışlardır. Bu ad, Türklerin eline geçtikten sonra "Malatya" oldu ve o zamandan beri de bu adla anılarak günümüze kadar geldi.

BİZANS DÖNEMİ

Bizans İmparatoru Justinianus, 532'de kentin eski surlarını yeni koruganlarla çevirdi. Kent, o dönemde Armeniakon Theması içinde yer alıyordu. 575'te, Şaşanlılar kralı I. Husrev, Melitene yöresine yaptığı akınlarla kenti yakıp yıkarak yağmaladı. Malatya yöresi, VII. yy.'dan başlayarak, doğudan gelen Müslüman Arap akıncılarının fetih hareketleriyle karşı karşıya kalmıştır.

OSMANLI DÖNEMİ

Malatya, Osmanlı Devleti yönetimi altında bir süre güvenlik içinde yaşadı. 1577'de Suriye'de Şam Diyade adlı Türkmen aşiretinden bir kişi, Şah İsmail oldu­ğunu ileri sürerek ayaklandı. Malatya yöresinde toplanmış olan Türkmenler de ona katıldılar. Başkaldıranların sayısı 50 bini aşmış ve bunlar Kırşehir yöresine kadar ilerlemişlerdi. Osmanlı Devleti bu ayaklanmayı güçlükle bastırabildi. Bu tarihten sonra, Osmanlı Devleti'nin İran'la savaşta olmasından yararlanan asiler, Malat­ya'da sürekli isyan halinde olmuşlar ve yöreye çok büyük zararlar vermişlerdir.Malatya'da Osmanlıların yaptığı ilk sayım 1518 tarihlidir. 1530'da ikinci, 1560'ta üçüncü sayım yapılmıştır. 1530'da kent nüfusu 7300 kadardı. 1560'ta ise, nüfus 8700'ü bulmuştu. Bunun 1300'ünü Ermeniler oluşturuyordu. XVI. yy ortalarında Malatya'da 32 mahalle vardı. 1838'de Doğu Anadolu'daki Osmanlı orduları komutanı Hafız Paşa, karargâhını Harput Mezra’dan Malatya'ya taşıyınca, Eski Malatya tamamen terk edilme sürecine girdi. Ordunun Eski Malatya'da meydana getirdiği tahribattan sonra halk bir daha buraya gitmeyerek, bağların yoğun olduğu Aspuzu yöresine yerleşti. Bu yöre, Malatya olarak gelişmeye baş­ladı. Malatya, XIX. yy sonuna kadar küçük bir kent olarak kalmış, asıl önemli gelişme Cumhuriyet döneminde olmuştur.Malatya yöresi, Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde Maraş eyaletine bağlı bir liva idi. 1847'deki yeni şekillenmede, Malatya livasının bu kez Harput eyaletine bağlandığı görülmektedir. 1867'deki Vilayet Nizamnamesi, 1847'deki şekillenmeyi tamamen değiştirdi. Yeni düzenlemeye göre, Malatya liva (sancak) olmaktan çıkıyor ve kazaya dönüşüyordu. Bu dönemde Malatya kazası, Diyarbekir (Diyarbakır) vilayetinin Mamuret-ül-Aziz sancağına bağlandı. 1877 Devlet Salnamesi (Devlet Yıllığı), Malatya'nın Diyarbekir vilayetine bağlı bir sancak durumuna geldiğini yazmaktadır. 1892 Devlet Salnamesi ise, Malatya sancağının Diyarbekir vilayetinden alınarak Mamuret-ül-Aziz vilayetine verildiğini belirtmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Cumhuriyetin kurulmasıyla vilayet haline getirilen Malatya'nın belediyesi de o yıllarda kurulmuştur. O tarihten sonra her geçen gün biraz daha gelişerek, günümüzde büyük bir şehir durumuna gelmiştir. Bu dönemde, Mustafa Kemal Ata­türk, biri 13 Şubat 1931'de, diğeri ise 14 kasım 1937'de olmak üzere, iki kez şehrimizi ziyaret etmiştir. O tarihlerde olsun, günümüzde olsun, ülkemizdeki önemli yatırımlardan biri olan Malatya Bez Fabrikası, 1939 yılında işletmeye açılmış, ay­nı yıl Tekel Tütün Fabrikası faaliyete geçirilmiştir. Bu önemli iki yatırımdan sonra şehrin sosyal hayatında hızlı bir gelişme görülmeye başlanmıştır.

SEYEHATNAMEDE MALATYA

XVII. yüzyılda yaşamış olan Evliya Çelebi, Malatya'yı şu şekilde tanıtmaktadır (kısmen sadeleştirilmiştir)
   "Budin'in Baruthane, Siroz'un Kakardı, Kefe'nin Sadak Bağı, İstanbul'un Kâğıthane ve Göksu bağlan, Osmanlı padişahlarının yetmiş kadar gölgelik, bahçelik, koruluk ve bağı, İzmit'in Topyeri, Konya'nın Meram Bağı, Darende'nin Darende Bağı, Diyarbekir'in Dicle kıyısındaki Reyhan Bağı, Mısırın Fiyume Bağları, gezginlerin belleklerine güzelliklerinden silinmez anılar sunmuş ünlü bağ ve bahçelerdir. "Ne var ki şu Malatya'nın 'Aspuzu Bağları', sulan, havası, meyvelerinin niteliği, çeşitliliği ve bolluğuyla, saydığımız tüm öbür bağlardan üstündür.   "Kırmızı, San, Mümüş, Beyaz, Sulu, Etli adlarıyla altı çeşit kayısısı dünyaca ünlüdür. Zerdalisinin sayısını ve hesabını ancak Allah bilir. Öyle ki; yığınlarla pestil yapılır, katar katar yüklerle ülkü ülke taşınır. Sicillerde kayıtlı seksen tür armudu vardır. En ünlüsü 'Göksulu' armududur ki, her biri bir kıyye gelir. Malatya'nın yedi çeşit elması vardır. Sululuk ve lezzet yönünden hepsi de İzmit'in 'Misket' ve 'Frenk' elmalarından daha üstündürler. Ancak Kefe diyarının sadak elması kadar iri değildir ve her biri otuzkırk dirhem gelir. Lakin Cenabı Hak bu Malatya elmalarına bir çeşit renk vermiştir ki, ah al, kırmızısı kırmızı ve diğer renkleri de hep Cenabı Hak yapısıdır. Malatya'nın ileri gelenleri ve kibar kadınları bu elmalara, ağacında iken, balmumu ile şiirler yazarlar. Niceleri kâğıtlara, uygun beyitleri makas ile oyup elmaların üzerine yapıştırırlar. Bu elmalar olgunlaşınca söz edilen kâğıt ve bal mumuyla yazılan beyitler elmaların üzerine beyaz ve sarı renkte çıkar ki, her biri sanki sihir eseridir. "Bu elmaları ağacından kopardıktan sonra vilayet vilayet, ayan ve büyüklere ve bizzat padişahlara hediye götürürler. Bu da oraya ait bir özelliktir. "Yedi çeşit de ayvası vardır. Her biri bir kıyye ağırlığındadır. Bunların en ünlüleri 'Papat' ve 'Ekmek' ayvalarıdır. Misk ve amberden daha hoş kokuludurlar. Malatya halkı, sekiz ay bu Aspuzu Bağlarında yaşamın tadını çıkarır. En yoksu­lunun bile bir fersahlık bağı vardır."

KAYNAK :www.malatya.meb.gov.tr

KERVAN SARAY

AVRUPALI MALATYA

MALATYA BELEDİYESINE 2001’DE VERILEN “AVRUPA BIRLIGINE UYUM ODULU” SON 20 YILDA KENTTE YASANAN EKONOMIK VE SOSYAL GELISMELERE GOZ ATILDIGINDAHIC DE SASIRTICI DEGIL. TURKIYE TARIHINE BAKANLAR VE CUMHURBASKANI HEDIYE EDEN SEHIR BU GUN DOGU ANADOLUNUN EN GELISMIS KENTI OLMA OZELLIGINI TASIYOR.

MALATYA BELEDIYESI, 2001’ DE AVRUPA BIRLIGI CEVREDEN SORUMLU AVRUPA KOMISYONU BASKANLIGI TARAFINDAN DUZENLENEN, MERKEZ VE DOGU AVRUPA ULKELERINDEN TOPLAM 122 KENTIN MURACAAT ETTIGI YARISMADA “AVRUPA BIRLIGINE UYUM” ODULUNU KAZANDI. CEVRE SARTLARI, TEMIZLIK, ATIK SULARIN KONTROLU, KACAK ATIKLARIN KONTROLU, ICME SUYU KALITESI, UYGUN YASAM TESVIKI VE KONTROLU, BILGILENDIRME VE EGITIM KONULARINDA AVRUPA BIRLIGI CEVREDEN SORUMLU AVRUPA KOMISYON BASKANLIGINA SUNULAN RAPORLAR VE INCELEMELER SONUNDA MALATYA BELEDIYESI BU ODULE LAYIK GORULDU. TARIHSEL SURECTE HER ZAMAN STRATEJIK BIR GECIS YOLU OLMA OZELLIGI TASIYAN MALATYA, BOYLECE AB-TURKIYE ILISKILERINDE DE SEMBOLIK DE OLSA ONEMLI BIR GECISI TEMSIL EDIYOR.

KARAYOLLARINDA BIRINCI

 TARIHI GECMISI PALEOLITIK DEVRE UZANAN MALATYA, ESKI CAGLARDAN BU YANA ORTA ASYA VE ORTA DOGU – MEZOPATAMYADAN GELEN TICARIYOLLARIN KESISMESI VE BATIYA GECIT VEREN BIR KONUMDA BULUNMASI NEDENI ILE, STRATEJIK ONEMINI HER ZAMAN KORUDU. TARIHI IPEK YOLUNUN GUNEYE INEN BIR KOLUNU DA BARINDIRAN IL BU NEDENLE HUKUMDARLARIN ALTINDA YASADIGI ASUR, URARTU, PERS, BIZANS, ARAP, SELCUKLU VE OSMANLI IMPARATORLUGU ICIN STRATEJIK BIR NOKTA OLDU. OSMANLI EGEMENLIGINE YAVUZ SULTAN SELIM’IN MISIR SEFERI (1517)SIRASINDA GIREN MALATYA, ONCE MARAS DAHA SONRA HARPUT EYALETINE BAGLI BIR SANCAKTI. I.DUNYA SAVASI SIRASINDA YABANCI DEVLETLERCE ISGAL EDILMEYEN ENDER YERLERDEN OLAN MALATYA CUMHURIYETIN ILANIYLA DA IL OLDU. GUNUMUZDE DE GECIS NOKTASI OLMA OZELLIGI TASIYAN MALATYA’DA, DOGU ANADOLUDAN BATI – GUNEY YONUNE GIDEN YOLLAR KESISIR. SEHRIN BU KONUMU ONA, TURKIYENIN KARAYOLLARI EN GELISMIS ILI UNVANINI DA GETIRDI.1.044 KILOMETRELIK KARAYOLU ALANINA SAHIP OLAN ILIN,6499 KILOMETRE DE KOY YOLU VAR. MALATYANIN AYRICA TURKIYE’DEKI HER SEHRE NASIP OLMAYAN 237 KILOMETRELIK DEMIRYOLU ALANININ YANI SIRA, SIVIL TASIMACILIK DA YAPAN ERHAC ASKERI HAVAALANI GECISNOKTASI KIMLIGINI DAHA DA GUCLENDIRIYOR. MALATYA TARIHSEL GECIS DONEMLERINI TEMSIL EDEN IKI CUMHURBASKANINI TURKIYE SIYASI TARIHINE ARMAGAN ETTI. INONU MEYDAN MUHAREBELERININ KOMUTANI TURKIYE CUMHURIYETININ II. CUMHURBASKANI ISMET INONU VE TURKIYENIN 1980 SONRASINA DAMGASINI VURAN LIBARELLESME POLITIKALARININ ONCUSU BASBAKAN VE 8.CUMHURBASKANI TURGUT OZAL. AMA NE POLITIKA NE STRSTEJIK KONUM... MALATYA’NIN ASIL SOHRETI KAYISISINA DAYANIR. BU SOHRET TURKIYE SINIRLARINI ASMIS DURUMDA. OYLE KI, DUNYA YAS KAYISI URETIMININ YUDE 10-15’INI, KURU KAYISI URETIMININ YUZDE 65-80’INI MALATYA KARSILAR. HAL BOYLE OLUNCA DA, MALATYA’YA GIDIP DE KAYISI ALMADAN DONENE RASTLANMAZ. KAYISI AYRICA NUFUSUN YUZDE 60’ININ GECIM KAYNAGINI DA OLUSTURUYOR VE URETILEN KAYISININ YUZDE 95’I BASTA ABD VE AVRUPA ULKELERI BASTA OLMAK UZERE IHRAC EDILIYOR. TARIMIN IHRACAT GETIRISI SAGLAMASINDAN OTURU, MALATYA TARIMA DAYALI BIR EKONOMIYE SAHIP. CALISAN NUFUSUN YUZDE 64’UNUN TARIM SEKTORUNDE CALISTIGI ILDE, SON YILLARDA YAPILAN BARAJLARIN ETKISIYLE IKLIMIN YUMUSAMASI,  SULANABILIR ARAZININ ARTMASI TARIMI DAHA DA ETKIN HALE GETIRDI. ARTIK MALATYA’DA NARENCIYE HARIC HER TURLU TARIM URUNU YETISTIRILEBILIYOR. SEHRIN DIGER ONEMLI TARIM URUNLERININ BASINDA, HUBUBAT, SEKER PANCARI, TUTUN, YAS SEBZE VE MEYVE GELIYOR. ANCAK SON YILLARDA TARIMSAL GIRDI MALIYETLERINDEKI ARTISLAR, URETICILERIN TARLA ZIRAATINDAN VAZGECMESINE, KAYISI URETIMINE YONELMESINE YOL ACIYOR. TARIMDA KI BU GELISMISLIK DUZEYINE KARSILIK, SANAYILESME ACISINDAN CUMHURIYETDONEMINE KUCUK OLCEKLI BIR SANAYI VE SONUK BIR EKONOMI ILE GIREN MALATYA, SANAYILESMEDE KI ILK ADIMLARINI 1933’TE KURULAN TUTUN FABRIKASI, SUMERBANK’A BAGLI BEZ FABRIKASIYLA ATMAKTADIR. 1968’DE MALATYA’NIN KALKINMADA ONCELIKLI ILLER KAPSAMINA ALINMASIYLA DA MEYVELERINI 1970’LERDE TOPLAYACAGI BIR CANLANMA DONEMINE GIRDI. 1970’LERDE OZELLIKLE GIDA SANAYINE BAGLI OLARAK BIR COK ISLETME KURULDU, BUNU DOKUMA SANAYI IZLEDI. AMA MALATYA’NIN BU GUN KU KOSULLARINA ULASMASININ TEMELINDE NE KITLER, NE DE KALKINMADA ONCELIKLI IL OLMASI YATAR. MALATYA’NIN EKONOMIK KALKINMASI ASIL 24 OCAK 1980 ISTIKRAR KARARLARI SONRASINDA BASLAMAKTADIR. TURKIYE GENELINDE BASLATILAN SANAYILESME SURECINE PARALEL OLARAK KURULAN 1.ORGANIZE SANAYI BOLGESI, SEHRIN SANAYILESMESINDE ONEMLI BIR ADIM OLDU. 300 HEKTAR ALANA YAYILAN, 128 TESISLI, 3500 ISCININ CALISTIGI BU SANAYI BOLGESI ILDE COK HIZLI BIR SANAYILESME SURECI BSLATTI. OYLE KI MALATYA DA 10 VE UZERINDE ISCI CALISTIRAN 136 ADET ORTA VE BUYUK OLCEKLI SANAYI TESISININ 101’I ORGANIZE SANAYI BOLGESINDEDIR. KENTIN SANAYILESME HIZINI DAHA DA ARTTIRACAK OLAN 2.ORGANIZE SANAYI BOLGESININ ISE ARAZI CALISMALARI TAMAMLANMIS OLUP ALT YAPI CALISMALARI SURUYOR. SOM YILLARDA TEKSTIL SEKTORUNDE KI OZEL GIRISIMCILERIN DOGU VE GUNEYDOGU ANADOLU’YA YAPTIKLARI YATIRIMLAR DA MALATYA EKONOMISINI CANLANDIRIYOR. HATTA MALATYA BU BOLGEDE BIR TEKSTIL URETIM MERKEZI HALINE GELDI. SEHRIN BOYLR BIR MERKEZ GOREVI USTLENMESINDE SUMERBANK BEZ FABRIKASININ YATIRIMLAR ICIN BIR TECRUBE VE ALT YAPI OLUSTURMASI ETKILI OLDU. CUNKU BIR COK OZEL YATIRIMCI 1970’LERDEN ITIBAREN SUMERBANKI ORNEK ALARAK YATIRIM YAPMIS VE 1972’DE IPAS MALATYA IPLIK FABRIKASI, 1984’DE ANATEKS ANADOLU TEKSTIL FABRIKASI, 1985’TE KALETIS IPLIK FABRIKASI, 1988’DE GUNTAS GUNDUZBEY TEKSTIL FABRIKASI KURULDU. BU GUN MALATYA’DA PAMUGUN HER CINSI ISLENEBILIYOR. IPLIGIN HER TURU YAPILMAKTA VE PENYE, BRANDA, TENTE, DOSEMELIK, INDIGO GIBI DEGISIK CINS DOKUMA YAPILABILIYOR.

KAYNAK : www.turkishtime.org

ULU CAMII (BATTALGAZI)

BATTALGAZİYE GİDİPTE GÖRMEMEK OLMAZ

ESKİMALATYA KALESİ:Bugünkü Battalgazi-Malatya karayolunun Doğu kenarı ile Derme Çayı arasında kalan ovanın geniş düzlüğünde yer alır. M.S.79-81 yıllarında Roma İmparatoru Titus zamanında bir garnizon olarak yaptırılmıştır.Roma İmparatoru Trajan (M.S.98-117) tarafından büyütülmüş ve daha sonra inşaat geliştirilerek MELİTENE’nin şehir suru şekline dönüştürülmüştür. Abbasiler, Selçuklular, Anadolu Beylikleri, Memluklular ve Osmanlılar zamanında çeşitli onarımlar ve eklemeler yapılmıştır. Bugün harap vaziyette olmakla birlikte tek tük kalıntılarına rastlanmaktadır.

           

            ESKİMALATYA:

1838 yılına kadar şehir Merkezi olup, yarım metreden çıkabilecek uygarlık izlerini yansıtan seramik parçaları ile ilgi çekmekte, çevrede bulunan han, camiler, türbeler, Namazgah ve hamam kalıntıları ile yıkılmış anıtlar mevcut olup, bunların çoğunun İslam Uygarlığı yapıtları olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.

U L U  C A M İ:

Türkler, Selçuklu İmparatorluğu döneminde İran’daki dikdörtgen bir avlunun dört yanına birer eyvan olan Medrese şemasını camilere uygulamışlardır. Bu nedenle böyle camilere Eyvanlı veya Medrese planlı camiiler denmiştir. İran’da bu plan camilerin ana planı olmuş, malzeme olarak tuğla tercih edilmiştir. Anadolu’nun fethinden sonra Anadolu Selçukluları teni yurtlarında daha bol olan taşı kullanmışlar, yeni planlar uygulamışlardır. Ulu Camii Selçuklu geleneğini ilimizde temsil eden tek eser olarak önem taşımaktadır. 1224 yılında Anadolu Selçuklu hükümdarı 1.Alaeddin Keykubat tarafından Mimar Yakup Bin Ebubekir El Benna El Malati’ye yaptırılmıştır. Bu camiinin kitabesini hala Malatya Saray Mahallesi Camiinde olduğu bilinmektedir. Ulu Camiinin 1247 yılında tadilatı ve tamiratı yapılmıştır. 1515 yılında Memluklular, 1649 yılında Osmanlılar, 1903 ve 1966 yıllarında ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarımı yapılmıştır. Avlulu, Eyvanlı, Mihrapönü, Tuğla Kubbeli, Çini İşlemeli, Taş Duvarları ince işçiliği bakımından zengin, Kubbesi 16 köşeli, tavanı Nesih yazılı bir Ayet, koyu kahverengi parlak çini Mozaiklerle süslüdür. Yazı Ustası Ahmet Bin Yakup’tur. Minberi hala Ankara Etnografya Müzesindedir. Büyük ölçüde restorasyona ihtiyaç vardır.

MELİK SUNULLAH CAMİİ / Vaiz Baba / Vaiz Ocağı:

Bazı kaynaklarda Karacaköy Camii ismi İle anılmakta olan bu esere halk arasında, Vaiz Baba veya Vaiz Ocağı ismi de verilmektedir. (A.Gabriel'in Adile Camii ismi ile andığı bu eseri "Koca Vaiz Türbesi" şeklinde adlandıranlar da vardır.) Korkusu olanları buraya götürürler. Önemli bir ziyaretgahtır. Son zamanlarda yeniden inşa ile küçük bir mescit haline getirilmiştir. Minare kaidesi üzerindeki Memluk kitabesi 796 h.(1394 m.) tarihlidir. Bu kitabe, minarenin Memluk Sultanı Melikül-Zahir Berkuk zamanında Abdullah Hüsnü oğlu Çerkeş tarafından yaptırıldığı bildirilmektedir

AKMİNARE CAMİİ:

Surun dışında Derme Deresi kenarında tek minaresi ve tek kubbesi vardır.1573 yılında Zaim Yusuf oğlu Hikmet Bey tarafından yaptırılmış bir Osmanlı eseridir. Meydanbaşı Mahallesindedir. Gelecek kuşaklara kalabilmesi için restore edilmesinde yarar vardır.

KARAHAN CAMİİ : 1589 yılında Abdullah oğlu Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış olup, İlçemiz Karahan Mahallesinde bulunmaktadır.

TOPTAŞ CAMİİ : Surlar dışındadır. Toptaş mahallesinde olup kimin veya kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. 1581 yılında Miralay Hüsrev Bey tarafından 1827 yılında Musullu İsmail ve Mustafa Efendiler tarafından onarılmıştır. Klasik bir Osmanlı Camisidir.

ALACAKAPI CAMİİ : Alacakapı Mahallesindedir. 1585 yılında mescit olarak yaptırılan bir Osmanlı eseridir.

SÜTLÜ MİNARE CAMİİ : Meydanbaşı mahallesinde surların dışında tek kubbeli ve minareli camiidir. Yapılış tarihi bilinmemektedir. 16.y.y Osmanlı dönemi eseridir.

HALFETİH MİNARESİ : Selçuklular zamanından kalmıştır. Tamamen tuğladan yapılmıştır. Ulu camiinin benzeridir. 13.y.y’da yapıldığı sanılmaktadır. Sekizgen tuğla kaide üzerine silindirik olarak yükselir. Firuze renkli çiniler ve Şerefe altındaki Kufi Kitabe dikkati çekmektedir. Restore edilmesinde yarar vardır.

EMİR ÖMER CAMİİ VE TÜRBESİ : 1556 yılında yapılmış bir Osmanlı eseridir.

ALİ BABA NAMAZGAHI : 1243 tarihinde Sacettin İshakoğlu Kemalettin Kamyol tarafından yaptırılan bir Selçuklu eseridir. Şehir surları dışında Meydanbaşı mahallesindedir.

SAHABİYYE KÜBRA MEDRESESİ : 13.y.y’da Alaeddin Keykubat dönemi Selçuklu eseri karakterinde olmakla birlikte 14.y.y’da Emir Cemalettin Hızır tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Ulu Camiinin güneyindedir.

AHMET DURAN TÜRBESİ : 18.y.y’da yapıldığı sanılan bir Osmanlı eseridir. Seyit Battalgazi’nin arkadaşı Ahmet Duran’a ait olduğu bilinir.

ALİ BABA TÜRBESİ : İlçemizde aynı adı taşıyan mezarlığın içinde bulunmaktadır.

KARABABA TÜRBESİ : Battalgazi Türbesi girişinde aynı adı taşıyan mezarlığın içindeki türbedir. Karababa’nın asıl adının Şeyh Hasan olduğu son zamanlarda ele geçen bir şiirden anlaşılmıştır.

EDİR İLE BEDİR TÜRBESİ : Battalgazi İlçesinde Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nun kuzey batısında bulunmaktadır. Dairesel bir duvarın önünde bulunan tek mezardır.

BEŞ KARDEŞLER : Battalgazi İlçesinde Ulu Camii karşısındadır. Harap bir vaziyette bulunmaktadır. Seyit Battalgazi’nin çocuklarının bu yerde yattığı söylentisi yaygındır.

ÜÇ KARDEŞLER : Battalgazi İlçesi Ulu Camii ile Hötüm Dede Türbesinin arasında bulunmaktadır.

SEYİT GAZİ : Seyit Battalgazi’nin namaz kıldığı yer olarak bilinmektedir. Kırklar Tepesi altında Orduzu yolu üzerinde olup İlçe Merkezine uzaklığı 2 Km’dir.

HASAN-İ BASRİ TÜRBESİ : M.S.7.y.y’da Basra’dan geldiği, Malatya çevresinde yaşadığı rivayet olunur. Ermiş bir kişi olarak bilinmektedir. Türbesi Korucuk üzerindeyken Karakaya Baraj Gölünün oluşmasıyla Battalgazi İlçesi Kırkkardeşler mevkiindeki yere taşınmıştır. Türbeye çok sayıda ziyaretçi, gelmektedir. 

SIDDI ZEYNEP KÜMBETİ : 12.y.y Selçuklu eseri olduğu sanılmaktadır. Battalgazi’nin hanımı olan Zeynep adlı bir kadına ait olduğu söylenir.

KANLI KÜMBET : 13. ve 14.y.y ‘a ait mimarisinden Selçuklu eseri olduğu anlaşılmaktadır.

SİLAHTAR MUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI : 637 yılında IV.Murat’ın Vezirlerinden Silahtar Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 68x76 metrelik bir alanda yer alır. Avluya giriş doğusundadır. Kervansaray kesme taştan yapılmış üzeri Tonoz sistemi ile örtülmüştür. Yazlık (açık) ,kışlık (kapalı) mekanları vardır. Her ikisi de dikdörtgen  planlıdır. Doğudaki giriş üzerinde yer alan ve bir yandaki basamaklarla çıkılan mescidin konumu özgündür. Revaklı cephenin ortası havuzludur. Ana kapının iki yanında iki hancı odası bulunur. Doğuya bakan Revaklı cephede altısı bir yanda , altısıda diğer yanda olmak üzere 12 ocaklı dükkan veya oda vardır.

ULU CAMII (BATTALGAZI)

1

NEMRUT

Brief Description

BES KONAKLAR

KERNEK

BATTALGAZI TARIHI 

BİZANS DÖNEMİ

Doğu Roma yönetiminde uzun yıllar kalan Eski Malatya, yine bir askeri üs olarak kullanılmıştır. Bu süre içerisinde surlar, yeniden onarılmıştır. Fulminatris lejyonu adı verilen askeri karargaha Bizanslılar "Likandos" adını vermişlerdir. Bizans imparatoru Akilleon (457-474) Eski Malatya'yı İmparatorluğun 12. Temi olarak adlandırmıştır. 532 yılında imparator Justinyanus zamanında şehir surları yeniden restore edilerek müstahkem hale getirilmiştir. Bunun zamanında Eski Malatya, bir eyalet merkezi durumundadır. Bizanslılar, Eski Malatya'yı Romalılardan daha çok geliştirmişlerdir. Şehrin su ihtiyacı, bugün olduğu gibi Derme Suyu olarak bilinen Gündüzbey su kaynaklarından karşılanmıştır. Öte yandan şehir içinde ve çevresinde bulunan kale kalıntılarından şehrin geniş bir alana yayıldığı ve Hristiyanlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Şehir ve çevresinde çok sayıda kilise ve manastır yaptırılmış, ancak bu mabetler İslam-Bizans mücadelesi sırasında tahrib edilmiştir. Müslümanlar tarafından yaptırılan cami ve mescitler, Hristiyanlarca aynı tarzda hareket edilerek yıktırılmıştır. Bizanslılar, Eski Malatya'yı Sasanilere karşı bir hudut şehri olarak kullanmışlardır. 575 yılının sonbahar mevsiminde Sasanilerle Bizanslılar arasında büyük bir meydan savaşı olmuş, Sasani imparatoru I. Hüsrev yenilgiyi hazmedemeyerek intikam amacı ile şehri yakıp yıkmıştır. Uzun süre Bizanslılar ve Müslüman Araplar arasında el değiştiren Eski Malatya, Avasım şehirlerinin merkezi durumuna getirilmiştir. Anadolu'da Fırat'ın doğu kısmı Müslümanların ilk istilası sırasında ele geçirilmiştir. Emeviler devrinde de bu fetih tamamlanarak Anadolu'nun güney bölümü olan Adana, Ceyhan ile Fırat arasındaki topraklar ların kontrolüne geçmiştir. Adana bölgesinin merkezi Tarsus, Fırat bölgesinin merkezi Malatya olmak üzere iki hudut valiliği kurulmuştur. Anadolu'nun tamamen Türkleşmesine kadar Eski Malatya, Bizans Bizans ve Araplar arasında paylaşılamayan bir merkez konumundadır. VII. yüzyıldan itibaren sürekli Arap akıncıların saldırısına uğramıştır. 1993 yılında Eski Malatya’da, Belediye hamamı inşaatı hafriyatı sırasında ele geçen VII. Mikhael Dukas (1071-1078) dönemine tarihlenen altın sikkelerden anlaşıldığı kadarıyla bu eserler. Malatya'da Bizans döneminin sonu olarak karşımıza çıkar.

BEYLİKLER VE OSMANLI DÖNEMİ

1317 yılında, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır döneminde, Emir Çoban büyük güç kazandı. Oğlu Timurtaş'ı Anadolu valiliğine atadı. 1327'de Emir Çobanın ölümü ile Timurtaş yerine vekil olarak Alaaddin Eratna Bey'i bırakarak Memlüklüler'e sığındı. Eratna Bey, 1338 yılında Memlüklülerin egemenliğini tanıdıysa da 1340 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bu sırada, Elbistan ve Maraş yöresinde büyük kitleler halinde toplanmış olan, Oğuzların Bozok kolundan Dulkadir Türkmenleri, 1339 yılında Memlüklüler'e bağlı olarak Dulkadir Beyliği'ni kurdular. Zeyneddin Karacabey, 1340 yılında Memlüklü Sultanı Melik Nasriddin Muhammed tarafından, Türkmen beyliğine ve Elbistan valiliğine atandı. 1348 yılında Memlüklüler'e isyan eden Zeyneddin, Melik Zahir unvanını alarak bağımsızlığını ilan etti. Memlüklülerin üzerine yürümesiyle Karacabey, Eratna beyi Mehmet Bey'e sığındı, Mehmet bey de onu Memlüklüler'e teslim etti. Karacabey'in yerine Elbistan valiliğine atanan Halil bey kısa sürede Malatya, Maraş ve Harputu ele geçirdi. Dulkadiroğluları'nın güçlenmesinden kaygı duyan Memlük Sultanı Seyfettin Berkuk, 1386 yılında beyliğin başına Sülibey'i geçirdi.Kadı Burhanettin'in 1398 yılında Akkoyunlu Karayülük Osmanbey tarafından öldürülmesinden sonra Yıldırım Beyazıt, Eski Malatya ve Elbistan'ı ele geçirmeyi planladı. Memlük sultanı Berkuk'un ölümü ile yerine geçen Ferec'in küçük yaşta olması ve devlet adamları arasında çıkan anlaşmazlıklar Yıldırım Beyazıt'a aradığı fırsatı verdi. Memlüklüler'den, Eski Malatya'nın kendisine verilmesini isteyen Beyazıt, isteği reddedilince 1399 yılında şehri kuşatarak Eski Malatya'yı ele geçirdi. Darende de bu tarihte Osmanlılar tarafından alındı. Beyliğin başına Nasriddin Mehmet bey geçirildi.Bu sırada, Anadolu'da Timur istilası başlamıştı. Timur'a karşı bazı düşmanca davranışlarda bulunan Nasriddin Mehmet, Memlüklüler'e bağlılığını gösterdi. Ancak, 1401 yılında Timur'un Eski Malatya'yı yakıp yıkması üzerine Timur'un egemenliğini kabul etti. Memlüklüler'le anlaşarak Timur'a karşı birlikte hareket etmek istediyse de Malatya'yı ele geçiren Osmanlılara kızgın olan Memlüklüler teklifi kabul etmediler. 1402 Ankara savaşında Osmanlıların yenilmesi üzerine, Anadolu'da beylikler yeniden canlanmaya başladı. Daha sonra Dulkadiroğluları beyliği yüzünden Memlüklüler'e Osmanlılar arasında sürekli çatışmalar oldu. Hersek Zade Ahmet Paşa ile Hadım Ali Paşanın komutasındaki Osmanlı ordusunun Memlüklüler'e yenilmesi üzerine, Dulkadiroğlu Ala Ud-Devle (1479-1515) Osmanlılara karşı düşmanca bir tutum içerisine girdi. Çaldıran Savaşı'ndan sonra (1515) Yavuz Sultan Selim, Sadrazam Hadım Sinan Paşayı Dulkadir beyliği üzerine gönderdi. Dulkadir beyi Ala Ud-Devle, Turna Dağı Savaşı'nda yenilerek dört oğlu ile birlikte öldürüldü. Beyliğin başına Şahsuvar Bey'in oğlu Ali Bey, Osmanlı Hükümdarı adına hutbe okutmak ve para bastırmak şartıyla geçirildi. Böylelikle 1515 yılından itibaren Eski Malatya, Osmanlı hakimiyetine geçmiş oldu. Şahsuvar oğlu Ali Bey'in 1521 yılında ölümünden sonra Dulkadiroğluları'nın toprakları Beylerbeyliği olarak Osmanlı topraklarına katıldı. (28) Eski Malatya, 1515 yılından itibaren Osmanlı yönetimi altında huzur içerisinde yaşadı. 1577 yılında Suriye'de, Şam Diyade adlı Türkmen aşiretinden Şah İsmail olduğunu iddia eden bir kişi ayaklandı. Eski Malatya yöresindeki Türkmenlerin de ona katılmasıyla sayıları 50.000'i aşan asiler, Kırşehir yöresine kadar ilerlediler. Osmanlı Devleti bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı. 1582 yılından sonra İran'la yapılan savaşlar Anadolu'da karışıklıkları daha da arttırdı. Eski Malatya ve Sivas yöresinde ayaklanan Kizir oğlu Mustafa, adamlarıyla buraları haraca bağladı. Onun ölümünden sonra adamları, Eski Malatya'dan Niğde'ye kadar yayılarak ayaklanmalarını sürdürdüler. 1582 yılında, İran'la yapılan anlaşma sonrasında Anadolu askerlerinin büyük bölümü yurtlarına döndü. Osmanlı Devleti bundan sonra Calilileri (asileri) cezalandırma yoluna gitti. Eski Malatya yöresindeki asilerin bir kısmı yakalanarak cezalandırıldı. Geri kalanlar ise ayaklanmalarını sürdürdüler. 1596 yılında Kizir oğlu Mustafa'nın adamlarından Kelp İlyas oğlu Ali, Eski Malatya'da idi. Onun ve ünlü asilerden Karayazıcının merkezi yönetimle olan çatışmaları, Eski Malatya yöresine büyük zararlar verdi. Sivas beylerbeyi Alacaatlı Ahmet Paşa, halka zulümle davrandı. Emri altındaki askerler her yeri yağmaladılar. Arapgir kadısı Taret Efendinin İstanbul'a gönderdiği 1603 tarihli mektuplar bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.XIX. yüzyılın başlarında, Eski Malatya kenti harap bir durumdaydı. Yılın yaklaşık 9 ayını bağlarda geçiren halk, bu yörelerde yerleşme eğilimindeydi. Kent de bu sebepten dolayı gelişemiyordu. 1835 yılında Malatya'dan geçen J. Brand, kentin sürekli eşkıya saldırısına uğradığını sıkça görülen salgın hastalıklardan zarar gördüğünü belirtmektedir.1838 yılında, Osmanlı ordusu komutanı Hafız Paşa, karargahını Harput Mezradan Eski Malatya'ya taşıyınca, Eski Malatya (Battalgazi) tamamen terk edilmeye başlandı. Askerlerini barındıracağı ev bulamayan Hafız Paşa, bağlara göçen halkın evlerine el koydu. Ordu, 1838-1839 kışını Eski Malatya'da geçirince kent halkı bağlara sığınmak zorunda kaldı. Bağların bulunduğu Asbuzu yöresi (bugünkü) Malatya olarak gelişmeye başladı. Ordu Nizip Savaşı için Eski Malatya'dan ayrıldıktan sonra, halk harap olmuş evlerine dönmedi. Eski Malatya'dan geçen İngiliz gezgin, W. F. Ainsworth, askerlerin ayrıldığı kentte, yıkık 500 ev bulunduğunu yazmaktadır. Charles Texier de, kervansarayların ıssız, evlerin perişan olduğunu belirttikten sonra Eski Malatya'nın yakında kent olmaktan çıkacağını belirtmektedir.Yeni Malatya'nın kurulduğu Asbuzu yöresi, sulu bahçeler ve bağlardan oluşmaktadır. Ayrıca bağ ve çevrelerinde ufak yerleşim yerleri de bulunmaktaydı. Zamanla dış mahalleler Asbuzu ile birleşti. Malatya XIX. yüzyıl boyunca küçük bir kent olarak kalmış, asıl gelişmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur. 1521 yılında Maraş (Dulkadiriye) eyaleti kurulduğunda Malatya bu eyalete bağlı bir sancaktı. Ayn-ı Ali Efendinin Kavanın-i Al-i Osman risalesine göre, 1609 yılında Maraş eyaleti sancakları arasında Malatya da bulunmakta idi. Bu durum uzun süre değişmemiştir. Başbakanlık Arşivi, Maliyeden müdevver 9.590 nolu deftere göre, 1777-1787 yıllarında Malatya Rakka (Suriye Şehri) eyaletine bağlıydı. Bu tarihte Malatya Sancağının kazaları şunlardı: Kâhta, Taşabad, Şuuremaa Bucak, Gerger, Besni, Maşra, Hısınmansur (Adıyaman), Samsat, Dostibirke. Bu dönemde Arapgir, Sivas eyaletine bağlı bir sancaktı. Darende ise Sivas eyaletine bağlı, Divriği sancağının kazası idi.Eski Malatya'da 1518-1530-1560 yıllarında üç defa sayım yapılmıştır. 1530 yılında kent nüfusu 7300 kadardı. 1560 yılında ise 8700' ü bulmuştur. XVI. yüzyıl ortalarında Eski Malatya'da 32 mahalle vardı.Malatya yöresi, Osmanlıların klasik döneminde, Maraş eyaletine bağlı bir Liva (Sancak) idi. 1831 yılındaki idari değişiklikle, Eski Malatya Livası, Maraş Merkez Liva, Samsat ve Gerger Livalarıyla birlikte Maraş eyaleti sınırları içinde yer almakta idi.1847 yılındaki idari bölünmede Malatya Livasının bu defa Harput eyaletine bağlandığı görülmektedir. Malatya'nın yanı sıra, Harput eyaletinin diğer Livaları Merkez Liva, Arapgir ve Besni'dir.1867 yılındaki vilayet nizamnâmesi ile, Malatya Liva olmaktan çıkıyor ve kazaya dönüşüyordu. Bu dönemde Malatya kazası, Diyarbakır vilayetinin Mamuret ül Aziz sancağına bağlı kazası idi.1877 yılındaki Devlet Salnamesi, Malatya'nın, Diyarbakır vilayetine bağlı bir sancak olduğunu kaydetmektedir. Bu dönemde, Malatya sancağının kazaları, sırasıyla, Akçadağ, Besni, Hısınmansur ve Kâhta idi. Arapgir kazası ise Mamuret ül Azize bağlı idi. 1892 yılındaki Devlet Salnamesi, Malatya sancağının Diyarbakır vilayetinden alınarak, Mamuret ül Aziz vilayetine verildiğini belirtmektedir. Bu dönemde, Malatya sancağının kazaları, 1877 yılındaki durumlarını muhafaza etmekte idi. Cuinet, Malatya Sancağının 1891 yılında 5 kazası, 9 nahiyesi ve toplam 1240 köyü olduğunu yazmaktadır.1918 yılında Malatya sancağı, 1892 yılındaki durumunu korudu. 1881-1893 yılları arasında Malatya Merkez Kazası'nın 133.244 kişi nüfusu vardı. Cuinet, 1892 yılında Malatya sancağının toplam nüfusunun 216.280 olduğunu belirtmektedir. Cumhuriyetle birlikte (20 Nisan 1924 Anayasası 89. maddesi) il olan Malatya, yabancı işgaline uğramayan, nadir kentlerinden biridir. Malatya Ali Galip olarak bilinen ve Mustafa Kemal'in tutuklanmasını amaçlayan olayın dışında önemli bir hadiseye şahit olmamıştır. Malatya, Mondros Mütarekesi döneminde, Karargahı Diyarbakır olan 13. Kolordunun denetimi altında idi.

CUMHURİYET DÖNEMİ (ESKİ MALATYA'DAN MALATYAYA...)

1838 yıllarında, Eski Malatya’nın terkedilişi aynı zamanda osmanlı İmparatorluğunun tükeniş zamanına rastlar. 1826 da yeniçeri ocağının kapatılması ile Askeriyenin zayıflaması, İdarece kötü bir yönetim sergilenmesi, II. Mahmut dönemidir. Devleti yeniden güçlendirme çabaları içine düşen yönetim, aynı zamanda bir çok yerde toprak kayıplarını engelleyemiyordu.İşte ; Eski Malatya, yüzyıllarca hüküm süren  bir imparatorluğun çöküşü paralelliğinde  terkedilmiştir. O zamanlar Anadolu topraklarının en zor dönemi yaşaması, Mevcut varlığını yitirmeye başlaması, ekonomisinin her yönüyle tükenmesi, büyük göçlerin yaşanması, kısaca yaşamın tam durma noktasındadır. zaten yeterli çabalarının karşılığını alamayan (Eski) Malatya, aspuzu yaylasında, tarıma daha çok ağırlık verme gayretiyle yerleşmiştir. bir kısmı zaten boş olan evlerden başka, geri kalan halkı da, buraya yerleşen ordu sebebiyle, Eski Malatya yı terketmek zorunda kalmışlardı. İşte bu dönemlerde,  Devletin en üst kademelerinde büyük karışıklıklar yaşanıyordu.1839 da başa geçen  Padişah Abdulmecit, Tanzimatı ilan etti. Ancak bu yenilenme çabaları, aydın kesimlerin idareye yoğun olarak karışmalarına, eleştiri dozunun artmasına, yönetime katılma isteğine ve bir başıboşluk meydana gelmesine neden oldu. Bu dönemde güçlenen basın büyük bir halk muhalefetinin ortaya çıkmasına sebep oluyordu ve büyük bir iç karışıklık  yaşanıyordu.Başta  İstanbul olmak üzere, Anadolu topraklarına düşman askerlerinin girmesi, Osmanlının son yönetiminin idaredeki rehaveti nedeniyle, dış güçlerin  Osmanlı topraklarına göz dikmelerine sebep olmuştur. Güçlü bir yapılanmayı ihmal eden o dönemin Osmanlı idaresi, baskı altında ve ekonomisi çok zayıf bir durumda düşmana teslim olup-olmama vaziyetine düşmüştür. Bu süre zarfında askere çağrılan gençlerin bir çoğu, çok dağınık bir alanda meydana gelen savunmalarda şehit olmuşlardır. Yemenden, İstanbula kadar büyük bir alanda süren mücadeleler kayıplara sebep olmuştur.1877-1878 de Rus savaşına katılan ve donarak ölen askerlerin büyük çoğunluğu bu yöre insanlarıdır. Çeşitli Erzurum ve Yemen türkülerinin, manilerinin söylenmesi bu süreçlerde ortaya çıkmıştır.Bu karışık günlerde, Malatya yöresinin insanları diğer vilayetlerdeki vatansever halk ile birlikte mücadelelere katılmışlardır. Bu halk mücadeleleri 1918 yıllarına kadar devam etmiştir.Mustafa Kemal’in emriyle Vatan savunma satıhlarında görev almışlardır .Malatya, Kurtuluş mücadelelerini, Kurtuluş savaşını yeni kurulduğu yerinde karşılamıştır. Kurtuluş Savaşına katılan Malatya halkı, erlerinin çoğu  Anadolunun bir çok vilayetinden katılanlar ile birlikte savaşta şehit düşerek  geri dönmemişlerdir.İşte bu zor şartlarda Malatya yeni yerinde, Osmanlının Devet yönetiminin şekil değiştirdiği; Tanzimatı ilan ettiği tarih ile Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen bir zaman zarfında kurulmuştur.Tarihte tüm eski Türk devletlerinin gerek kuruluşuna gerekse kalkınmasına tanık olmuş, ev sahipliği yapmış ve yaşamış olan, her medeniyet devrinin değişikliğini içerisinde barındıran; Eski Malatya, nihayetinde bu dönemlerde terkedilmiş, Çağdaş Türkiye kurulurken yani, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğunda artk ;Yeni Malatya  vardır.Bu sebeptendir ki ;Malatya ilinin tarihi dendiğinde, Eski Malatyanın, yani;  Battalgazi İlçesinin tarihi olarak anlaşılmalıdır.Eski Malatya, Türk Tarihinde bir devrin kapanışı ve bir devrin kuruluşuna, fiziki yapısıyla, yer değişimiyle katılan  bir  temsilci olma niteliğindedir. Bir devletin yıkılışıyla ,bulunduğu konumu terketmiş, yeni bir devletin kuruluşuyla da yeni bir bölgede yeniden filizlenmiştir.Malatya, Cumhuriyeti yeni yerinde karşılayan, Cumhuriyetle birlikte büyüyen bir il olmuştur. 

KAYNAK :www. malatya.meb.gov.tr

MALATYA GENEL GORUNUS

MALATYA'NIN GEZİNTİ YERLERİ

Orduzu - Pınarbaşı: Malatya-Elazığ karayolu üzerinde, şehir merkezine 5 km mesafedeki Bahçebaşı (Orduzu) semtinde bulunmaktadır. Kaynak sularının önüne set çekilerek gölet oluşturulmuştur. Yamaçları çam ağaçlarıyla kaplı olan gölet ve çevresi, yaz aylarında şehir halkının dinlenme yeridir. Malatyaspor Kulübünün spor kompleksi ve yüzme havuzu buradadır. Burası son yıllarda sportif faaliyetler için elverişli duruma gelmiştir.


Davulpınarı :Yeşilyurt ilçesinde, meyve bahçeleri arasında, kaynak sularının büyük bir gürültü ile kayaların arasından çıktığı bir mesire yeridir.
Horata : 
İl merkezine 5 km uzaklıkta bulunan Konak Kasabasında, Beydağı’nın eteğinden çıkan Horata suyunun çevresinde yer alan bir mesire yeridir.
Gündüzbey : Malatya’nın 8 km kuzeyinde bulunan Yeşilyurt ilçesinin bir kasabasıdır. Mesire yeri kasaba merkezine 9 km uzaklıkta Gündüzbey – Pınarbaşı mevkiindedir. Derme deresinin kaynak yeridir. Söğüt ve meyve bahçeleri ile kaplı olan Güdüzbey – Pınarbaşı, yöre halkının sayılı dinlenme yerlerinden biridir. Ayrıca, kasaba içinde yer alan ve Derme deresi üzerinde bulunan kapılık, yöre halkının dinlendiği önemli bir piknik yeridir.
İnek Pınarı : Yeşilyurt ilçesinin aynı adı taşıyan çayın kaynağıdır. Çevresi, doğal güzelliğe sahiptir. Etrafındaki meyve bahçeleri ile görülmeğe değer bir piknik ve mesire yeridir.
Sürgü Pınarbaşı (Takas) : Doğanşehir ilçesinin Sürgü Kasabası'nda kaynak sularnıın çıktığı Sürgü Vadisinde yer alır. Malatya’ya 70 km uzaklıktadır. Asfalt bir yol ile ulaşılan mesire yeri, bol, temiz ve soğuk Takas kaynağının oluşturduğu doğal bir akvaryum görünümünde olup, burada alabalık üretme tesisleri de bulunmaktadır. Yörenin en güzel dinlenme ve mesire yeridir.
Sulu Mağara : Doğanşehir ilçesinin Polat Kasabası'na 6 km mesafede bulunan yer, görülmeye değer doğal bir mağaradır.
Gürpınar Şelalesi : Darende ilçesinin 10 km batısındadır. Gürpınar Çayından çıktıktan sonra kayalar arasında oldukça yüksek bir mesafeden düşüş yapar. Meydana gelen şelalenin çıkardığı ses ve toz halinde yayılıp serinletici bir hava meydana getiren su zerreciklerinin kayaların üzerinden köpükler halinde akması görülmeye değer. Şelalenin aktığı vadinin çevresi, ağaçlarla kaplı, yeşilliklerle örtülüdür. Çevrenin en güzel dinlenme ve mesire yerlerinden biridir.
Balaban İçmesi : Darende ilçesinin Balaban bucağına 1 km uzaklıktadır. Cilt hastalıkları, mide ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Nemrut Dağı : Dünyanın sekizinci harikası olan ve Commagene Kralı I. Antiochos döneminde yapılan açık hava mabedi ve tanrı heykelleriyle kralın anıt mezarı olduğu tahmin edilen tümülüsün bulunduğu Nemrut Dağı, Malatya-Adıyaman il sınırlan üzerinde yer almaktadır. Açık hava mabedinin doğu terası ve burada yer alan tanrı heykelleri, Malatya il sınırlan içinde bulunmaktadır. Malatya'dan 110 km uzaklıkta olan Nemrut Dağı'na giden yolun ekonomik ve kısa oluşu, bu yolla giden turistlerin güneşin doğuş ve batışını seyretmeleri, yolu tercih nedenleri olmaktadır.
İspendere İçmesi : Malatya-Elazığ karayolu üzerinde ve Malatya'nın 28 km doğusunda yer alan İspendere Köyü'ndedir. îçme, ağaçlar arasında açık bir alandadır. Üç kaynaktan çıkan su, hem içilerek, hem de banyo yapılarak kullanılmaktadır. Su, sindirim sistemine, karaciğer ve idrar yolları hastalıklarına iyi gelmektedir. İl Özel İdaresi tarafından burada bir motel ve gazino yapılmıştır.
Harapşehir İçmesi : Doğanşehir ilçesi sınırlan içinde yer alan su, idrar yolları hastalığı, böbrek taşı ve kum düşüren hastalara iyi gelmektedir. îçmede herhangi bir tesis yoktur.

KAYNAK : www.malatya.meb.gov.tr

MALATYA GENEL GORUNUS

 

 TESCILLENMIS TAT MALATYA KAYISISI

 

ATABEY ISKELESI (BATTALGAZI)

Brief Description

KERNEK

Brief Description

NEMRUT

1

Free